Perşembe , 19 Ekim 2017
Son Durumlar
Home » BLOG » Müzik Teknolojileri » Sampling

Sampling

Bu gün bilgisayarla müzik yapmanın iki ana yolu ve binlerce programı vardır.
Birinci yöntem MIDI’dir. Notalar sayılara dönüştürülür. Bilgisayar ortamında işlenir ve ses üreten bir birime yollanır. Bu birim Ses Kartı (Bigisayar içinde), Synthisizer(Dışarıda) olabilir. Birim ne olursa olsun MIDI uyumlu olmak zorundadır.

20120917fission2


Diğer yöntem SAMPLING yani Örnekleme’dir. Sistem aynı bildiğimiz teypler gibi çalışır. Bir ses örneği kaydedilir ve geriye çalınır. Pilli bir teybiniz varsa, Pil zayıflamaya başladığında çalma hızının düştüğünü ve çalınan müziğin boğuklaşmaya başladığını görmüşsünüzdür. Aynı şekilde çalma hızı yükseldiğinde müzik tizleşmeye başlar. Sampling yöntemide prensipte buna benzer. Bir enstrumanın bir notası kaydedilir, farklı hızlarda çalınarak diğer notalar “Yeniden” yaratılır. Bu Synthisizer’larda olduğu gibi taklit değil, orjinal sesin tekrar üretilmesi olduğu için daha gerçekçi bir müzik yöntemidir. Kabaca bir örnekle şarkının belli yerlerini/sesleri küçük parçalar halinde kaydeder, sonra bunları sırayla tekrar çalarak Müziği yeniden oluşturursunuz.
Yalnızca enstrumanların bir notasını kaydeder, farklı zaman aralıklarıyla çalıp bir enstrumanın tüm notalarını yeniden oluşturabileceğinizi keşfedersiniz ve farklı enstrumanlar kaydettikten sonra kendi müziğinizi yazarsınız!Kısaca ses sentezleme metodlarını ve synthsizer ları Sampler lardan ayıran özellik sampler ların kaydedilmiş ses üzerinde çalışması onları geri dinletmesi – üzerinde değişiklik yapılmasına olanak tanımasıdır.
Samplerlarda ses birçok kaynaktan kaydedilebilir ve synthsizera gerek olmadan geri çalabilir.

StringFX



SAMPLING TARİHİ :
Sampling alanında tarihte çok değişik çalışmalar yapılmış bazıları adını dahi duyuramamıştır. Yaptığım araştırmada çok ilginç bir çalışmaya rastladım.
Çalışmanın kahramanı Luigi RUSSOLO

1913´te yayınladığı “Gürültü Sanatı” yazısında, Luigi Russolo “Şu anki müzik enstrümanlarının kısıtlı ses çeşitliliği modern insanın ses açlığını tatmin etmemektedir.” diyerek herkesi, suyun, borular içindeki hava ve gazların, gürültü patırtının, dalgaların, testerelerin, pistonların, mekanik düzenlerin, uçuşan perdelerin sesini dinlemeye çağırmış ve yeni ses dünyalarını keşfetmeye davet etmiştir. Önerdiği ses dünyasında doğa sesleri, insan konuşmaları, kalabalık şehirlerin “ambient” sesleri vardır. Luigi Russolo gürültüyü altı kategoriye ayırdı;
Homurtu, kükreme, patlama, çarpışma, sıçrama, gümbürtü sesleri
Islık, hışırtı, horuldama sesleri
Fısıltı, mırıldanma, gürleme sesleri
Çığlık, gıcırtı, vızıltı, çıtırtı, kazıma sesleri
Metal, ahşap, deri, taş gibi malzemeler üstüne vurmayla çıkan seslerİnsan ve hayvan sesleri: Bağırma, çığlık, inleme, uluma, gülme, hırıltı, hıçkırık sesleri
Luigi Russolo´nun elektronik aletlerin olmadığı bir dönemde gürültüyü bu kadar iyi bir şekilde analiz etmesi ve sınıflandırması oldukça şaşırtıcı bir duyarlılığa işaret etmektedir.
Luigi Russolo 1913´te ilk Intonorumori´sini yaptığında elektrik ve elektronik teknolojisi yeterince gelişmemişti. Bu yüzden yarattığı bu enstrümanda tamamen akustik ve mekanik yöntemler kullanarak ses üretmeyi denedi ve çalışmalarına HurdyGurdy olarak bilinen eski bir enstrümanın çalışma prensibinden esinlenerek başladı. Kemanı andıran bir enstrüman olan HurdyGurdy´de, keman yayının yerini elle çevrilen bir çark almıştır. Çark dönerken reçineli kenarı enstrümanın tellerine değer. Farklı notalar, kemanda olduğu gibi tellerin uzunluğunun parmaklarla değil küçük bir klavye yardımıyla mekanik olarak değiştirilmesiyle elde edilir. Luigi Russolo´nun Intonorumori´si ise canlı renklerde boyanmış büyükçe bir kutunun içinde yatay durumda gerilmiş bir tel ve kutunun, seyirciye dönük yüzüne tutturulmuş, eski gramofonlardaki gibi sesi akustik olarak yükseltmeye yarayan büyük bir koniden oluşur. Müzisyen çarkı döndüren kolu çevirirken, bir kaldıraç yardımıyla da kutunun içindeki telin gerginliğini ve tel üstünde gezinen hareketli bir köprü yardımıyla da telin titreşen uzunluğunu değiştirerek çeşitli tonlar ve notalar elde edebilmektedir. Bu iki yardımcı aleti kullanan müzisyen yarım notadan daha küçük ses aralıklarında ses üretebilmektedir. Telin bir ucu kutunun içindeki diyaframa, diğer ucu da kutunun dışındaki büyük koniye tutturulmuştur. Luigi Russolo, titreşen tel için çelik, bağırsak gibi, diyafram yapımında değişik kimyasal birleşimler, telin çarka sürten kısmında reçine ve küçük metal dişler gibi değişik malzemeler kullanarak, oluşan ses üstünde birçok denemeler yaptı. Luigi Russolo, geliştirdiği değişik yapım yöntemleri ve kullandığı malzemelerle birbirlerinden farklı türde gürültü üreten 10 kadar değişik Intonorumori üretti:
Çekiç sesi üreten Intonorumori´de ise kutunun içinde titreşim teline vuran asılı duran bir ağırlık ve diyaframın gerginliğini değiştirmeye yarayan düzenekler bulunur

SAMPLING ve TERİMLER
Tabiat analog bir ortamdır ve içinde üretilen ses (ler) de analog bir forma sahiptir. Yani bu sesin genliği ve frekansı sürekli değişir. Şimdi bu sesi tekrardan üretebilmek için önce elektrik enerjisine çevirmek gerekir ki üzerinde çalışma imkanımız olsun. Yani bu sesi bir yere kayıt edelim. Bu sesi elektriki enerjiye de mikrofon vasıtası ile çeviririz. Mikrofonun diyaframı sesin şiddeti ile titreşir ve çıkışından da bu sesi temsil eden bir elektrik enerjisi üretir. Bu enerjiye de biz ses sinyali diyoruz. Şimdi, bu sinyal yine genliği ve frekansı sürekli değişen bir analog sinyal. Diğer bir deyimle bu sinyalin voltaj değeri (genlik) ve frekansı (bir saniye içindeki tekrarlama miktarı) sürekli değişir.
Dijital, analogda olduğu gibi genliği ve frekansı sürekli değişen bir ortam değildir. Yani sinyalin voltaj değeri ve frekansı değişir diye bir şey söz konusu değil. Zira bu sinyali dijital ortamda temsil edebilmek için kullanabileceğimiz sadece iki referans noktası vardır. 0 ve 1. Bu referans noktalarının her bir kullanımına da biz Bit (parçacık) diyoruz.
Dolayısı ile analog sinyal dijital formda sıfır ve bir’lerden oluşan bir bit bloğu ile temsil edilir. Bu bloğun içindeki bit miktarına Bit Rate denir (bit oranı). Yani bir blokta iki bit varsa bit rate 2 bit, dört bit varsa bit rate 4 bit, sekiz bit varsa bit rate 8 bit olur.
Analog’dan Dijitale çevirme işlemine Quantisation denir. Burada sinyalin genliği (voltaj değeri) bit rate ile temsil edilir.
Bu temsil esnasında bit rate’in yoğunluk miktarına bağlı olarak oluşan hataya da Quantisation Error denir. Yani Sinyalin genliğinin temsilindeki küçük farklılıklar.
Bu genlik temsilindeki farklılıkları yuvarlak bir değere bağlamak için sinyalin içine kasıtlı olarak çok alt seviyede bir gürültü sinyali katılır. Bu işleme de Dithering denir.
Analog’dan dijitale çevirme işlevi bir çevirimci, konverter vasıtası ile gerçekleştirilir, yani analog/dijital konverter ADC.
Bu çevirim işlemi sırasında analog sinyal belirli zaman birimi içinde örneklenir (dilimlere bölünür) ve bu örneklemeye Sampling denir.
Bu örneklemenin yapıldığı hıza da Sampling Rate denir. Nyquist teoremine göre sampling rate, örneklenecek sinyalin ulaştığı en yüksek frekansdan en az iki kat daha fazla olmak zorundadır. Ses frekans bandının 20Hz ile 20Khz olduğunu göz önünde bulundurursan sampling rate de minimum 40KHz olmalı.

NYQUIST TEOREMI : Nyquist sampling teoremine gore bir sinyaldeki en yuksek frekans fMax ise 2*fMax’de örnekleme almaniz o sinyali dijital olarak temsil edebilmeniz icin yeterlidir. insan kulağının duyabilecegi max frekans 22 khz olduguna gore 22kHz*2 = 44kHz, iste bu yeterlidir.
Eğer bir sinyal Nyquist teoreminin gerektirdiği sample rate’in altında örneklenirse, örneklenen sinyalin dijital temsilinde gerçekte olmayan düşük frekans elemanları oluşur. Buna da Aliasing denir.
Eğer sampling işlemini bir devre içinde izah etmek gerekirse bunu iki operasyonel durumu olan bir elektronik devre olarak tanımlayabiliriz. Birinci operasyonda girişteki sinyal sample edilir (örneklenir) ve ilk değer çıkışa verilir. İkinci operasyonda ise ikinci değer sinyal tekrardan sample edilene kadar devre içinde tutulur. Basit olarak anlatmam gerekirse, iki sepet düşün. Birisi elma ile dolu ve diğeri boş. Sağ elinle dolu sepetten bir elme alıyorsun ve sol eline veriyorsun. Sol elinle bu elmayı boş sepete koyduğun anda sağ elinle dolu sepette bir elma daha alıyorsun.

SAMPLING METODLARI :
ü TAPE BASED SAMPLING
ü ANALOG SAMPLING
ü DIJITAL SAMPLING
http://tr.wikipedia.org/wiki/Analog_veri“‘dan alındı

TAPE BASED SAMPLING :
Band kayıt ve geri çalma esasına dayalı örnekleme yöntemidir. İlk ve en bilinen örneği MELLOTRON dur.Mellotron için ilk SAMPLER demek de yanlış olmayacaktır.
Mellotron’ un Çalışma prensibi temelde oldukça basittir;
Synthesizer gibi yapay ses üretmek yerine , kaydedilmiş sesleri banttan çalmaktadır.
Her tuşun altında yaklaşık 8 saniyelik enstrüman sesinin kayıtlı olduğu bantlar bulunur, siz tuşlara bastıkça o bantlar okunur, samplelar çalınır. Mesela o meşhur flüt sesine ait bantlari taktiysaniz, do tusuna basinca, flutun do sesinin kayitli oldugu bant calar. Tustan parmaginizi cektiginiz anda ise bant hemen basa sarar. Yani her nota için ayrı bir ses kaydına ihtiyaç vardır.Bu şekilde enstrumanların orjinal sesini aynen vermesi amacıyla tasarlanmış olsa da, kaydın kalitesinden (yada kalitesizliğinden de olabilir ) dolayı mellotron kendine özgü tatlı, buğulu bir ses yaratmıştır.
Daha sonralari ise efektörler (Korkmaz Çakar- TRT) aletin her bantina degisik birer efekt sesi kaydetmeyi akil etmislerdir. mesela do ya basinca yildirim sesi, re ye basinca tabanca sesi vs. tam bir sampler gibi kullanılmıştır.
Günümüzde yaygınlaşan VSTi ve sanal enstruman kullanımından Mellotron da nasibini almış ve GMEDIA MUSIC firması (http://www.gmediamusic.com/) sanal Mellotron’u VSTi-RTAS formatlarında kullanıma sunmuştur.Firmanın belirttiğine göre aralarındaki fark ise göre aynı kayıt bantlarından örnekleri dijital ortamda kullanarak 8 saniye gibi bir kısıtlama olmaksızın kullanabilme ve yüzlerce ses seçeneği olduğudur. Ancak buna rağmen halen bir çok MELLOTRON tutkunu o nostaljiyi halen devam ettirmektedir.
Mellotronu müziğinde ilk kullanan gurup Moody Blues. Daha sonra Beatles “Strawberry Fields Forever” da kullanmış.

TAVSİYE EDİLEN ÖRNEKLER
The Beatles – Strawberry Fields Forever (Flutes)Led Zeppelin – Stairway to Heaven (Flutes)The Moody Blues – Nights In White Satin (Violins)Genesis – Dance on a Volcano (Choirs) & Watcher Of the Skies (Brass&Bass Accordion Mix)Yes – Heart of the Sunrise & And You And I (Strings)Radiohead – Exit Music (Choirs)Putte – Jubel Buben (Flutes, Harp Glissandos & Cello)King Crimson – In the Court of the Crimson King & Starless (Three Violins)
OPTIGAN

Optigan 1970´de Amerika´da Barbie bebeklerinin yaratıcısı olan Mattel firmasının alt kuruluşu olan Optigan Corporation tarafından yapıldı. Enstrümanın en değişik ve alışılmadık özelliği ses üretme şeklidir. Genel olarak zamanın tüm klavyeli çalgıları sesleri transistor ve tüple elektronik olarak üretirken, Optigan´da ses 12 inç büyüklüğünde plak şeklindeki saydam plastik disklerin üstüne kaydedilmiş gerçek enstrüman seslerinin optik olarak okunmasıyla üretilmektedir. Gerçek enstrümanlar müzisyenler tarafından çalınmış ve disklerin üzerine kaydedilmiştir. Böylelikle daha gerçekçi sesler üretilmesi mümkün olmuştur.
Bir Optigan diski üstünde iç içe yerleştirilmiş 57 adet ses kaydı bulunmaktadır. Bunlardan 37 adeti klavyenin tuşlarıyla çalınabilen, herhangi bir enstrümanın değişik notalardaki kaydedilmiş seslerini içerir. Geri kalan 20 adeti ise klavyenin sol tarafında bulunan özel tuşlarla çalınabilen bir enstrümanın kaydedilmiş akor seslerini veya birkaç enstrümanla birlikte çalınan bir partisyonun kaydını içerir. Akor tuşları Do, Re, Mi, Fa, Sol, La, Si bemol ve bu akorların minör ve eksik akorlarıyla sınırlıdır. Saydam disklerin üstüne yöneltilmiş ışık, diskin üstüne kaydedilmiş şekillerin arasından geçerken ya tamamen kesintiye uğrar ya da gücü azaltılmış veya değişmiş bir şekilde diskin altına yan yana yerleştirilmiş 57 adet fotoselin üstüne düşer. Fotoseller de ışığı elektriğe çevirerek sinyali klavyedeki tuşlarla kontrol edilebilen anahtarlara ve daha sonra amplifikatöre ve enstrümanın üstündeki hoparlöre gönderir. Böylelikle diskin üstüne kayıtlı 57 adet ayrı ses izi okunarak amplifikatör yardımıyla duyulabilir hale getirilmektedir. Bu, günümüzde şeffaf sinema bantlarında kullanılan ses kayıt tekniğine benzer bir yöntemdir. Bu yüzden enstrümana “Optical-Organ”ın kısaltılmışı olan Optigan adı verilmiştir. Diskler günümüzde kullanılan CD çalıcılara benzer şekilde, Optigan´ın sol ön tarafında bulunan kapak açılarak rahatça değiştirilebilmekte ve enstrümanın sesi takılan diske göre tamamen değişebilmektedir. Optigan´ın içine giren disk, diskin alt ve üst yüzeyine değen iki adet küçük lastik tekerlekle döndürülmektedir. Enstrüman kapatıldığında diske zarar vermemek için disk yüzeyleriyle otomatik olarak teması kalmayan bu tekerleklerin dönüş hızı, Optigan´daki hız ayar düğmesiyle ayarlanabilmektedir. Hız ayar düğmesi döndürüldüğünde kendisine bağlı olan metal kolu ittirerek diski döndüren motorun koni şeklindeki milini ittirerek dönüş hızı ayarlanabilmektedir.
Optigan satın alındığında 4 optigan diski başlangıç seti olarak beraberinde verilmekteydi. Daha sonra değişik sesler elde etmek için diskler ayrıca satın alınabiliyordu. Disklerin üstünde zamanla oluşan pislik ve bozulmalar Optigan´dan çıkan sesin kalitesini doğrudan etkilemekte ve bu lo-fi çalgıyla yapılan müziğe eski enstrümanlarla yapılmış eski bir müzik havası kazandırmaktaydı. Enstrümanın yaşamı boyunca ikisi test amaçlı olmak üzere toplam 47 adet disk üretildi ve satıldı.
Enstrüman birkaç yıl boyunca 200 dolar civarında bir fiyatla Amerika´da büyük marketlerde ve Amerika dışında Hollanda ve Avustralya´da satıldı. Bir süre sonra üretim hakları Miner Company adlı şirkete geçti. Ancak şirketin iflas etmesiyle birlikte enstrüman tarihe karıştı. Optigan üretildiği ilk yıllarda televizyonda reklamı yapılan ilk müzik enstrümanı özelliği taşıyordu. 10 hafta boyunca yayınlanan 30 saniyelik reklam sayesinde Optigan ilk yıllarda çok fazla sayıda sattı.
Her ne kadar 60´lı yıllarda Mellotron ve Chamberlin satılmaktaydıysa da kullandıkları teyp teknolojisinin sonsuz döngüye (loop) izin vermeyen yapısı, enstrümanların büyük, ağır, karmaşık mekanik aksamları olmasından ve dolayısıyla pahalı olmalarından ötürü Optigan´ın belirgin avantajları vardı. Optigan küçük, taşınması kolay ve ucuzdu ayrıca sonsuz ses döngülerine olanak veren yapısı sayesinde enstrümandan uzun süren notalar çalmak mümkün olabiliyordu. Bu avantajlarına rağmen Optigan, tasarım sorunları nedeniyle ürettiği seslerin değişken olması ve her seferinde tam olarak aynı şekilde çalışmaması nedeniyle hem tüketicilerin hem de üreticilerin ilgisini kaybetti. Tasarımdaki en büyük sorun, enstrümanın pek çok yerinden elektronik yollarla çok daha iyi sonuçlar elde edebileceği halde bir oyuncak üreticisi olan firmanın çok güvenli olmayan mekanik çözümler tercih etmesidir. Özellikle diski döndüren mekanizmanın tamamen mekanik olması ve o yıllarda bile yeterli olan elektronik kontrol sistemleriyle desteklenmeyişi enstrümanın her zaman aynı sesi çıkarmada başarısız olmasına yol açmıştır.
Optigan´ın toplam 6 değişik versiyonu üretilmiştir. 34001 – Tek sesli olan bu model ilk üretilen Optigan´dır. Diğerlerinden en önemli farkı tek amplifikatör ve hoparlöre sahip oluşudur. 35001 – Akor ve nota tuşları için kullanılan iki amplifikatör ve hoparlörün bulunduğu bu modelde bir de yaylı reverb efekti vardır. 35002 – Bu model 35001´in tamamen aynısı olmakla birlikte tek fark sadece reverb efektinin olmayışıdır. 35011 – En pahalı Optigan konsoluna sahip bu model tamamen gerçek ahşap kullanılarak yapılmıştır. Bunun dışında tüm özellikleri 35001 ile aynıdır. 35012 – Mediterranean model ismini taşıyan bu Optigan da dış görünüşü dışında 35001´in aynısıdır. 37003 – Yine gerçek ahşaptan yapılan “Special Montgomery Wards Edition” adlı modelin üstünde enstrümanın mekanik parçalarına bakım amaçlı kolayca erişim amaçlı konan bir kapak bulunmaktadır. Bazı Optigan disk isimleri Banjo Sing-Along Big Band Beat Bluegrass Banjo Bossa Nova Style Cha Cha Cha! Dixieland Strut Folk & Other Moods-Guitar Gay 90´s Waltz (6/8) Gospel Rock Guitar Boogie Guitar in (3/4) Hear and Now Latin Fever Nashville Country Polynesian Village Pop Piano Plus Guitar Rock and Rhythm The Blues-Sweet and Low Waltz Time (3/4) Tom Waits´in “Frank´s Wild Years” albümünde, Fiona apple´ın “Tidal” albümündeki “Sullen Girl”, “The Child Is Gone” adlı parçalarda, Blonde Redhead´ın “Fake Can Be Just As Good” albümünde (Guitar In 3/4 Time, diski kullanılmıştır), Blur´un “13” albümündeki “Optigan 1” parçasında (Waltz Time diski kullanılmıştır), Tracy Bonham´ın “Down Here” albümündeki “You Don´t Know Me” parçasında, The Clash´ın “Sandanista!” albümündeki “The Call Up” parçasında (Singing Rhythm diski kullanılmıştır), Elvis Castello´nun “Brutal Youth” ve “Mighty Like A Rose” albümlerinde, Crowded House´un “Crowded House” ve “Temple Of Low Men” albümlerinde ve Sparklehorse´un bazı albümlerinde (`It´s a Wonderful Life´, `Gold Day´, `King of Nails´, `Dog Door´, `Comfort Me´, ve `Babies on the Sun´ adlı parçalarda) Optigan kullanılmıştır. Günümüzde üretilmeyen ve satılmayan Optigan´ı, internette özellikle eBay sitesinden ve eskiden üretildiği yer olan Kaliforniya´daki yerel müzik dükkanlarından bulmak mümkün olabilmektedir

ANALOG SAMPLING

Analog veri, giriş sinyalinin bazı başka sinyaller ile toplama, çarpma veya faz farkı gibi elektriksel işlemler geçirilerek değiştirilmesi ile elde edilir. Dolayısıyla, giriş sinyali ve çıkış sinyali arasındaki geçiş bir matematiksel formül ile gösterilebilir.
Analog veri ile sayısal veri arasındaki en büyük fark, analog verinin sürekli (İngilizce continuous) olan bir ölçekte, sayısal verinin ise rakamlarla sınırlı olan, sürekli olmayan (İngilizce discrete) bir ölçekte var olmasıdır.
Analog sampling için bantlı ekolar örnek olabilir.

DIGITAL SAMPLING

Dijital samplingin temelinde 3 elektronik cihaz vardır.

1. ADC (Analog-Dijital Konvertör)
2. Hafıza birimi ve yedekleme birimleri (RAM-ROM-EPROM)
3. DAC (Dijital-Analog Konvertör)

Bu cihazlar 3 işlemi yerine getirir. ADC Analog sinyali Dijitale çevirir ve Hafıza birimine yollar hafıza biriminde editlenebilen sinyal DAC ile tekrar Analog a dönüştürülerek dışarı verilir.

Temel olarak DAC iki bölümden oluşan bir elektronik devredir. Bu devrenin giriş katı bir direnç şebekesinden (ladder network) oluşur ve binary data bu şebekeye uygulanır. Eğer 4 bitlik bir binary data işliyorsak bu katda dört tane giriş olur ve her girişe bir direnç seri bağlanmıştır. Bu dirençlerin diğer uçları da yine birbirlerine paralel bağlı dirençlerle ortak bir noktada toplanır. Devrenin ikinci katı toplama işlemini yapan (summing) bir operasyonel amplifikatörden oluşur. Bu operasyonel amplifikatörün bir kazanç mekanizması vardır. Giriş katını oluşturan şebekedeki dirençlerin birbirlerine ortak bağlanmış olan ucu da bu operasyonel amplifikatörün girişine bağlanmıştır. Operasyonel amplifikatör girişdeki dirençler üzerinden uygulanan binary datayı kazanç mekanizması ile karşılaştırır ve aradaki farkı çıkışından bir analog voltaj değeri olarak verir. Bu voltaj da girişe uygulanan ama sürekli değişen binary dataya bağlı olarak değişeceğinden girişe uygulanan dijital bilgi analoğa çevrilmiş olur.

SAMPLE EDITING :
Sample editte en önemli husus sesin baş ve son kısmının belirlenmesi ve sesin tıpkı bir synthsizer da olduğu gibi tekrar etmesidir. Çünkü bu sesler kullanılırken çalan kişi o şekilde çalmak ve duymak ister.

LOOP OLUŞTURMA :
Loop oluşturmanın mantığı bir bandın bir bölümünün kesilerek iki ucun birbirine tekrar yapıştırılıp sürekli tekrar eden bir yapı ortaya çıkarılması gibidir. Dijitalde ise manyetik band yerine dijital bir bilgi alanının loop edilmektedir.
Burada başlangıç vebitiş noktalarının düzgün ayarlanmaması döngüde “çıt” sesine neden olur. Belli bir kısmın tekrarı için wave editorde sustain loop kullanılmaktadir.

MULTISAMPLING :

Normalde sampling te kaynak sesten biradet alınıp kullanılacak oktava yayılırken multi samplingte ise her ses ayrı ayrı kaydedilir. Bu şekilde daha gerçekçi bir sound elde edilir ve sample paketinin boyutuda bu oranda artar. Multisampling te ayrıca multilayer kullanımıda son yıllarda yaygınlaşmıştır.

Dijital kayit edilen bir sese sample denir.Bunu yapabilen aletlerin adinada sampler .Dijital kayit yapamayip ama yükleyebilen alete sample-player denir.Çok sayida sample formatlari var.En önemli ve yaygin olanlari : wave ,aiff ,akai vs. .Samplerin en önemli özelligi,dijital kayit edilmis sesi,sardirmadan devamli çalabilmesi,üstelik degisik tonlarda .Klavyenizin tusuna bastiginiz an çalmaya baslar,biraktiginiz an durur.Bu görevini çok hizli yaptigi için zaman farki ( latence ) yoktur .Sampler aletine ne kadar kayit yapabilmeniz onun bellegine,kayitlarin uzunluguna,kalitesine (44,1 khz =CD kalitesi) ve mono veya stereo olmasina bagli.Sample yaparken kayitin basinda ve sonundaki bosluklari sample-editörle kesilmesi ve ayarlanmasi gerekli. Sample tekniginin avantaji en çok ritim dünyasina yararli .Örnegin canli bir darbukanin düm sesine derinlik effekti vermeyip ,teklere vermek veya tokatlar sag taraftan gelsin vs.demek imkansiz.Canli çalinan bir ritim aleti,asla sample teknigine karsi, sound ve imkanlar bakimindan, yarisamaz.Ama ruh ve duygu bakimindan ,profesyonel ritimcinin zengin teknigi yaninda , makina biraz eksik ve monoton kalabilir.

SAMPLER MODELLERİ :
Sampler lar 3 ana grupta toplanabilir

1) Stand Alone (Tuşe siz tek başına çalışabilen samplerlar) AKAI-ROLAND S serisi EMU vs.
2) Keyboard Tipi sampler lar : Sample kabiliyetine sahip olan synthsizer lardır. Günel olarak KORG PA1X- PA80 Roland Fantom- Yamaha Motif vs.
3) Bilgisayar tabanlı samplerlar ki bunlara SOFTWARE SAMPLER diyoruz. Gigasampler- Halion-Virtual Sampler – Kontakt-Battery- Intakt vs. bunlardan bazılarıdır.

Standalone samplerlar Genellikle 19 inch rackmount tipi tasarlanırlar. Kontrol ve düzenleme fonksiyonları midi yolu ile sağlanmaktadır. Bir çoğu harici bir görüntü monitorüne çıkış vererek geniş edit imkanları sunar. Birçoğu bir midi klavye aracılığıyla kontrol edilirken bazılarında kendi üzerinden idare etme imkanı vardır.

Keyboard tipi samplerlar ise karma aletlerdir. Klavyelere sample fonksiyonu eklenmiş hafızaları genişletilmiştir. Daha çok ticari markaların güncel ürünlerinde bulunur.

Soft Samplerlar ise tüm bunların içerisinde en ayrıcalıklı olanlarıdır. Bilgisayarların genişişlem gücü geniş depolama alanları ve özellikle son yıllarda geliştirilen DFD (Direct from Disk) diskten direkt okuma özelliiyle sınırları da tamamen kaldırmıştır.

KeyswitchEx

SAMPLING and SOFT SAMPLERS :
Sampling işlemi ve Sampler lar modern studyolarda ve kayıt dunyasında her alanda vardır.
Günümüzde hala synth ler – ses modülleri – ve hardware sampler lar yerlerini korumaktadırlar ancak birçok studyoda ise sadecekutu olarak muhafaza edilmektedirler.
Software sampler lar ve bunun gelişimindeki sample tabanlı sanal enstrumanlar şu anda sampling ve sample konusunda ilk sırada yeralmaktadırlar. Bunun nedeni esneklik-hafıza sorunu olmayışı ve çok geniş bir yelpazede ürünler sunulması olabilir. Software sampler ların midi yolu ile kullanılması vs..
Soft sampler lar ile klavyeniz üzerindeki tuşlara atadığınız sesleri klavyenizile çalabilir farklı setup lar oluşturabilirsiniz. Midi dataları yoluyla bunları çalabilir üzerine midi efektleri yada samplerınızın kabiliyeti oranında gerçekçi efektler ekleyebilirsiniz. Kapsamlı bir soft sampler size multi layer tabir edilen katmanlı sesler yaratma olanağını sağlar yada samplerınızla önceden hazırlanmış loop larınızı set haline getirerek esnek bir yapıda kullanabilirsiniz kaldıki audio warp ve time strech teknolojilerinin DAW yazılımlarına entegrelerinin ardından çok kısa bir zamanda metronom sorunu konularda soft samplerlar tarafından çözülecek görünüyor. Örneğin KONTAKT bunlardan biridir.

Neden SOFT SAMPLERS;
Bu sorunun iki cevabı var. Birincisi gerçekçilik – ikincisi yaratıcılık.

Synthesizer ile yapılan müziklerde tam anlamıyla gerçeklik aranmaz.Zaten böyle bir amaç da yoktur. Yaratıcılık konusu ise her iki alanda da vardır.
Sample lar ile akustik aletlerin taklit edilmeye çalışılması amaçlanan sampling te ise gerçekçilik olması gerekendir. Bunun için çok kaliteli sample lar alınmalı taklit enstrumanın karakteristik özellikleri vurgulanmalı ve tabiiki o enstrumanın ruhunu yansıtacak bir çalım tekniği olmalıdır.
Yaratıcılık ise gerek sampling gerek sentezleme yöntemlerinde eldeki sesin ihtiyaca
göre şekillendirilmesi ve hayalindeki sesin yakalanmasıdır. Filtreler zarflar kullanılarak neler yapılamazki!

SAMPLE KÜTÜPHANELERİ:
Kullanmak istediğiniz her türlü sample i kendiniz kaydetmek yada setupları oluşturmak zorunda değilsiniz. Gelişen sampling teknolojisi ve kullanımın yaygınlaşması bu alanda ciddi bir rant kavgasını beraberinde getirmiştir.
İhtiyacınız olan hertürlü kütüphaneyi satın alabilirsiniz.
Bunlardan bazı örnekler :
Vienna Symphonic Library (VSL) (240 GB) which lists for nearly $6,000
East-West Quantum Leap Symphonic Orchestra Platinum (68 GB) which lists around $2,695
East West Colossus (32GB) at a modest $995.
Quantum Leap Rare Instruments (RA)
Quantum Leap Symphonic Choir

Denenmiş kütüphaneleri edinmek çalışma ortamımızı birçok sample kütüphaneleriyle tıkabasa doldurmaktan daha iyi bir yoldur. Bu nedenle kullanıcı gözlemlerini incelemek ve ürün demolarını dinlemek oldukça faydalıdır. Küçük bir ayrıntı (demoların oluşturulmasında kullanılan ekipmanlar mesela davul demolarında trigger kullanılması yada orkestra demolarının orkestra şefleri yada o klasmanda müzisyenlerce hazırlanması)
Birçok soft sampler bedava kütüphaneler bulundurmaz. Bedava olanlar ise tanıtım amaçlı fazla layer ve sample barındırmayan kütüphanelerdir. 5 ila 24 aralıkta sample lar içerir. Profesyonel sampler larda ise bu sayı en az 50 ila 300 arasındadır. Bu kadar çok sayıda sample ın çalınması için gereken işlemci gücü depolama alanı ve hafızayı düşünün.

SOFTWARE SAMPLER ÖRNEKLERİ:
KONTAKT : Native Instruments firmasının başarılı soft sampleri. Birçok platformda sorunsuzca çalışan KONTAKT bence soft sampler ların zirvesindedir. Çoğu formatı destekleyen Kontakt synth motoru ile alışılmış filtre zarf ve efektlere sahiptir. Arpeggiator ve loop sequenceri bulunur. Çoklu çıkış desteklemesi ve yeni sürümlerinde bulunan scripting özelliği onu en başa taşımaktadır. AKAI-ROLAND cd lerini sorunsuzca okumaktadır. KOMPAKT isimli diğer ara yazılımla East West RA gibi büyük kütüphanelerin sampllerini da açabilmektedir.

Bunu okudunuz mu?

GarageBand İzler Alanı

İzler alanı İzler alanı, projenizi yaratmak için ses ve MIDI bölgelerini kaydettiğiniz ve düzenlediğiniz GarageBand …

  • İşime çok yarayan içerikler paylaşıyorsun teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: